Ahmet Akyazı

Ahmet Akyazı / Yazan: Zekeriya Özdemir / Bigadiç Dergisi / Bilgi Peşinde / www.bilgipesinde.com /1930 yılında Bigadiç'te Dünya'ya gelmiştir. Babası Tabak (Debbağ) Ali Çavuş'tur. Bütün sevenleri ve arkadaşları onu eskiden beri "Hacı Amet" olarak tanırdı, ilk mesleği iplik boyacılığıydı. Çok zor olan bu meslek Balıkesir civarında sadece Bigadiç'te yapılır, Bigadiç'te de birkaç kişi tarafından sürdürülürdü.

ÇEVRECİ BİR BİGADİÇLİ AHMET AKYAZI
 
Yazan: Zekeriya ÖZDEMİR  Araştırmacı - Yazar

1930 yılında Bigadiç'te Dünya'ya gelmiştir. Babası Tabak (Debbağ) Ali Çavuş'tur. Bütün sevenleri ve arkadaşları onu eskiden beri "Hacı Amet" olarak tanırdı, ilk mesleği iplik boyacılığıydı. Çok zor olan bu meslek Balıkesir civarında sadece Bigadiç'te yapılır, Bigadiç'te de birkaç kişi tarafından sürdürülürdü. Hacı Ahmet boyacılık işini Nuri Erkal'la birlikte yapardı. Genellikle Kırmızı ve lacivert renkleri çok aranan iplik boyası (çivit) Urfa'dan getirilirdi.

Askerliğini İsmail Ulubak, Hüsnü İmer, Hikmet Girgin, Mehmet Bayraktar, Niyazi Yazgan ve Haşan Özen (Hacımuk) ile beraber Balıkesir'de yapmıştır. Kendi tertibi arkadaşları sık sık hastalandığı için onlara; "Bizim tertip kumpir kurası" dermiş. Askerlikten sonra bir müddet daha iplik boyacılığı yaptıktan sonra bu mesleği bırakır ve Yeşilli Meydanı'nda (zahire pazan civarında) bakkal dükkanı açar. 

Bakkal Hacı Halil Atalay'ın Balıkesir'e taşınmasından sonra dağ köyleri hep ondan alışveriş etmeye başlarlar. Dükkanının kapısında kocaman bir "Gaz ve Tuz Bulunur" yazısı bulunan Hacı Ahmet gazyağı ve ispirto bayisi olduğu için, pek çok insan gazyağı ve ispirtoyu buradan alırdı.

Çok şakacı hoş sohbet bir insan olan Hacı Ahmet erkenden kalkar Yeşilli Camii'nde sabah namazını kılar, yolda Havva Hatun Camii (Çitlenbik) cemaatine; "Bayram namazı, bayram namazı!..." diye lâtife yollu takılır, geç çıktıklarını ima ederdi. Yollardaki çöpleri taplayıp, umumi tuvaletlerin açık kalan ışıklarını kapatarak yoluna devam eder ve doğrüca mezarlığa giderdi. Burada kabir ziyareti yapar, sonra da mezarlığın duvarlarını kireçle badana ederdi.

Bazı sabahları ise namazdan sonra eline kireç kovasını alır, ilçenin doğusunda Kızılfırla civarındaki "Hacı Ahmet Kayası"na gider, kayayı badana eder, sabah sporunu yapar, doğruca Kasap Şükrü'nün Lokantası'na gelir, sabah çorbasını (çorbasına mutlaka su katardı) içerdi. Bu rutin davranışları aksatmadan hergün sürdürürdü.

Daha sonra dükkanını açan Hacı Ahmet öğleye kadar çalışır, öğle namazını kılar, yemeği müteakip mutlaka iki saat öğle uykusuna yatardı. Bu arada dükkanın kapısına; "Hacı Ahmet Uykuda" yazısını mutlaka asardı. Uykudan sonra dükkana gelir, akşama kadar çalışırdı. Çarşının neşe kaynağı olan Hacı Ahmet, gelen geçene takılır, espri yapar herkesi güldürürdü. Üzüntülü, düşünceli durmaz, öfkelenmez, herkese, özellikle çocuklara çok iyi davranırdı.

Çeşmelerin bakımını, ağaçların budanmasını, su işlerini kendisine vazife edinir, hayır yapmayı çok severdi. Özellikle Ramazan ayında hususi Jeep'ine şeker, yağ, makarna, bisküvi vs. doldurur, yurtlara, fakirlere dağıtırdı. Arkadaşlarını kasap dükkanına götürür, onlara güveç ikram ederdi.

Dükkanında gramafon bulunur, bunu herkese dinletirdi. Özellikle yanına gelenlerin sevdiği plakları gramafonda çalarak, onların gönlünü hoş ederdi.

Her yıl yaz aylarında Nalbant Niyazi, Boyacı Nazif, Mehmet ve İsmail Ulubak, Mesut Çömlek, Aşçı Sabri ve Aşçı Nazım'dan meydana gelen arkadaş gurubunu organize eder, onlarla (Mustafa Özer'in kamyonuyla) Çalıca'ya "Kız Suyu"na yaylaya giderdi. Burada görev taksimi yapar, işlerin düzenli yürümesini sağlardı. Bazıları oduncu, bazıları aşçı, bazıları bulaşıkçı olurdu ve yorganlarıyla beraber en az bir hafta kalınan Kız Suyu'nda ilk iş sahra tuvaleti yapmak olurdu. Burada bir hafta boyunca yenilir, içilir, muhabbet edilirdi.

Şakacı, hoş sohbet, çevreci, neşeli bir insan olan, düzenli yaşayan, spor yapan, hayır yapmayı kendisine şiar edinen "Hacı Amet" 1984 yılında vefat etmiştir.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Diğer Web Sitelerimiz